bunaltıcı

s.
1. 令人窒息的, 使呼吸困难的: Bugün bir esinti bile yok, hava pek bunaltıcı. 今天天闷, 甚至连一丝风都没有。
2. 使人烦躁的, 使人不安的
-e \bunaltıcı gelmek 令人窒息: Salonun havası hepsine bunaltıcı geldi mi, pencereler açılıyor. 大厅里的空气让人透不过气来, 于是有人把窗子打开了。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bunaltıcı — sf. Boğucu, sıkıcı, sıkıntı veren Tartışma koyulaşıp salonun havası hepsine bunaltıcı geldi mi pencereler açılıyor. E. E. Talu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • AKİK — Bunaltıcı sıcaklık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ağır — sf. 1) Tartıda çok çeken, hafif karşıtı Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır. 2) Çapı, boyutları büyük Ağır top. Ağır tank. 3) mec. Değeri çok olan, gösterişli Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağırlaşmak — nsz 1) Ağır duruma gelmek 2) Hava sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak, bozulmak Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk. R. N. Güntekin 3) Yavaşlamak Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağırlık — is., ğı 1) Ağır olma durumu Yükün ağırlığı. Taşın ağırlığı. 2) Değerli olma durumu Hediyenin ağırlığı. 3) Ağırbaşlılık Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi. 4) Tehlikeli olma durumu 5) Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum Havanın ağırlığı.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bunaltıcılık — is., ğı Bunaltıcı olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ezici — is. 1) Ezme işini yapan kimse veya şey 2) sf. Yıpratıcı, bunaltıcı, sıkıntılı Hep ağır, ezici, sıkıntılı şeyler düşündükleri belliydi. S. F. Abasıyanık 3) sf., mec. Üstün gelen, yok eden, ağır basan Ezici çoğunluk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • küf kokusu — is. Ağır, pis ve bunaltıcı koku …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mukassi — sf., esk., Ar. muḳassī Sıkıntılı, sıkıntı verici, bunaltıcı Meyhane mukassi görünür taşradan amma / Bir başka ferah, başka letafet var içinde. Nedim …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • müziç — sf., ci, esk., Ar. muzˁic Bunaltıcı, tedirgin edici, sıkıcı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • öldürücü — sf. 1) Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan Öldürücü bir kalp aksesinin bazen saatlerce sürebileceğini gayet iyi biliyor. P. Safa 2) mec. Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu Paketin kaybolmuş, çalınmış olması ihtimalinin verdiği korku,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.